6 Aralık 2016 Salı

YASAKLAR...

YASAKLAR...


Toplumları oluşturan ruh (kültür-tarz-inanç), birey psikolojilerin sosyal yansımalarıdır.
Bir de hayatın doğal akışı vardır:

… aynı ortamda sıcak suyun soğuması, soğuk suyun ısınması, yani denge, yani “suyun akıp yolunu bulması” gibi deyimlerde kadimleşen çaresizliğin kabullenilmesi…

Yasak, bu doğal akışa yön veren birey psikolojilerinin kontrol altına alınma çabasıdır…

İnsan, her yaratılan gibi ve doğal yaratılış gereği menfaatine düşkündür, bencildir… Toplum ise bencillikten ziyade gelişen bir çizgide  “bizciliği” hatta “hepimizciliği” daha ötesi “herkesciliği”, “herşeyciliği” öne çıkarmak durumdadır…

Bu durumu sağlamak için, bazı soyut ve somutvari oluşumlar “günah, suç, ayıp” adı altında yaratılıştan gelen bencilliği kontrol altına almaya çalışır, işte bu kontrol çabasının ürününe, “yasak” denir…

Devlet, kuralının (kanunlar) muhalefetine fiziki bedeller ödetir: Suç işlersen cezayı alırsın…

Toplum, kuralının (ahlak) muhalefetine manevi bedeller ödetir:

Ayıp edersen, dışlanırsın…
Din, kuralının (günah) muhalefetine gaybi ve edilen bedeller ödetir: Günah işlersin , günahkar olursun…

Yasak frenleridir bunlar; bir kara aracı ile hava aracının, deniz aracının fren sistemi aynı değildir; ama her üç sistemin işletilmesi durumunda sonucu aynıdır, kontrol altına alınabilir bir seyir...

Yukarıdaki üç yasak da (günah, suç, ayıp) sonuçları (günah , ceza, dışlanma) itibariyle örnekteki gibi frenleme sonucunu üretir ve gemi, otobüs, uçak (toplum) kontrol altında seyahate (yaşamaya) müsait hale gelir…

Bu frenler, kişiyi mutsuzluğa itebilir, etkisi ile çünkü birey “kendini” yaşayamaz duruma geliyor…

İşte bu yasaklarla çevrelenmişliğin yanında bireye (insana) özel verilmiş akıl ile yaratılıştan gelen huy (heva-heves) çatışır hayat boyunca…







(EYLÜL 2012 / KİFFA)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder