6 Aralık 2016 Salı

FORMATLI YAŞAMAK...

FORMATLI YAŞAMAK...


İnsan, insan kadardır…

Algı gücü, algı yorumlaması, algıya tepkisi insancadır…

İnsan, bu insancalığının farkında olmadığında aklı ile büyülenir, hatta aklına taparca olur…

Oysa akıl tedbirler şablonunu belirlemekten daha ileri değildir, akıl kıyas ile tecrübeler bileşeninin muhakemesel ürünüdür.

Tecrübeler de yalnızca insanın değil, insanlığın da birikimi ile oluşmuştur: Bu toplam birikim atasözlerinden, deyimlerden, destanlardan, filmlere, romanlara, denemelere, veciz sözlere, yaşanmış tüm hayatlara kadar geniş bir yelpazede dağınıktır.
Bu zengin dağınıklığın pınarı kutsal kitaplardır.

İşte insan, pınarından, imkan bulamamışsa akardan bazı şablonlar oluşturarak hayatını formatlamalıdır, tüm hayatını formatlayamıyorsa da gözlenebilir hayatına bu formatı mutlaka atmalıdır. Gözlenebilir format alanları devlet, izlenebilir olanı toplum, gizlenemez olanı ise din sorgulamasıdır.

Devlet gözler, suç görürse ceza verir; toplum izler, kendine uymazsa dışlar, din ise bildikli içseldir,  harama girince günahlar.


İnsan, bu üçgen sınır içinde formatlı yaşamalıdır.

İnsan havadır, devlet ateştir, devlet mesafeli olmayanı yakar; devletin karşısında olmak insan ferdiyetçiliği aleyhinedir, muhatapsızlıktadır,  ona çarpmamak lazım.

Toplum sudur, sel olmadığı sürece sosyal gerekliliktir içinde olunmalı, onu havalandırmalıdır.

Din topraktır, sadık yardır bu havaya;  ama bir gün gelir, içine alır, sarar sarmalar.

Devlet ateşi buharlaştırır, toplum suyu kendine katar, din toprağı ürünleşir; insan havası ile…

İşte akıl bu üçgen içinde yaşam alanı aramalı hacim esnek hava özelliği ile…







(ARALIK 2013 / EYÜP)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder