6 Aralık 2016 Salı

KAPLUMBAĞALAR VE TAVŞANLAR

KAPLUMBAĞALAR VE TAVŞANLAR



Hepimiz kaplumbağa ile tavşanın (yarış) hikayesini biliriz?

Bu hikaye…

Bilmemiz gereken gerçek…

"Dünya ve insan özel tarihindeki bu tip yarışlarda her zaman kaplumbağalar tavşanları geçmiştir…"

Zıplamakla olmuyor, istikrarla oluyor…

Aklına, bedenine güvenmekle olmuyor, teslimiyetle oluyor…

Kısa vadeli sevinçle-hazla olmuyor, bütüne egemen dinginlikle oluyor…

Zıplamak hayattan korkaklıktandır, "Yaradan-a" güvensizliktendir, aceleciliktendir…

Yürümek hayatla barışıklıktandır, "yaradan-a" güvendendir, sabırdandır…

Hızlı olacaksın, ama hızı hazmedeceksin; ortalama hız makbuldür, anlık olanı değil…


Anlık hız dinlenmeyi, dinlenmek rahatlığı, rahatlık gelişmemeyi çağırır; zaten üçlü bir araya geldiğinde kambere gerek yoktur; "çal-oynasın- vur patlasın" moduna girilir…

Kaplumbağa gibi olmak gerek; düşman edinmemek, cezp edilmemek gerek… Git yoluna diyebilmek gerek, beden diliyle "benden sana yem olmaz, fayda gelmez hele hele zarar asla"

Kaplumbağalar her zaman, tavşanları geçmiştir…

Çünkü yarış ancak kendinle olursa bir anlam taşır…  Kendiyle yarışanın zamanı boldur, çünkü yarış hayatın ta kendisidir:
Nefsine hakim olmak… Nefsiyle mücadele etmek… 
Zaten eşit şartlarda olmayan yarışta haksızlık olduğu gibi; eşit şart da ancak kendinle- kendin yarışınca oluşur…

Bugünün dününe eşitse; kutsal döngünün dışında kalmışsın demektir…

Oysa alem atomundan galaksisine hep devinmekte…
Bu devinim tavşan değil, kaplumbağa olmayı gerektirir…



(HAZİRAN 2013 / NUSAYBİN)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder